Buradaki fotoğraflar Eda Sayın tarafından çekilmektedir. Kendisi benim arkadaşım olup, sevimli birşeydir. Ha evet yanda duran ta kendisi... Konuşurken bana resimlerine bakmamı söyledi. Resimleri görünce her birinde bir hikaye belirdi kafamda... "Hadi gel.." dedim, "şunlara bir blog yapalım". Kabul etti. Bu blogtan bir sergi açana kadar görüşemeden, uzaktan çalışabiliriz ama yoğunluktan... Yani bunlar biraraya gelip çıkardığımız çalışmalar değil. Ama sergi açılış günü kahvesini ben ısmarlayacağım. Söz valla Eda...

8 Eylül 2010 Çarşamba

Tek tarafı ısırılmış elma... Hiç adil değil... Tek taraflı sevgi gibi... Halbuki ısırdıklarında elmayı Adem ile Havva, beraber ısırmışlardı. Şimdi sadece ben ısırdım. Şimdi kovulan ben mi olacağım yani? Bunun nesi adil? Ben sevdim, gerçekten sevdim ve evet ısırdım yasak elmayı... Peki o sevmediyse ve ben bunu yaptıysam şimdi, suç bende mi, onda mı? Isırmasa mıydım, sevmese miydim? Niye o da ısırmadı? Niye sevmedi beni? Oysa bak elmanın durduğu yere, ne kadar uzun ve yeşil bir yol var önümüzde... Ama tek başıma gidemem ki... Tek başıma elmayı taşıma gücüm bile yok, zaten düşürdüm elimden... Artık yenmez de o elma... Pislendi benim için... Elma gibi, sevgim de toprağa bulandı. Topraktan geldi, toprağa geri döndü. Şimdi ayağa kalkıp, bu güzel ve yeşil yolu yürümeliyim. Elmayı ve tek ısırıklık sevgimi geride bırakarak... İşte sevgi bu kadar kırmızı ve bir ısırık alınmış benim için... Kim ister, bir ısırık alınmış bir şeyi yemeye devam etmek?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder